BİR KONU İKİ VEKİL

BİR KONU İKİ VEKİL

Konu: Çevre Şehircilik Bakanlığı 2040 Yılı Elazığ’ı Bitirme Planı
 
Çevre Şehircilik Bakanlığı 2040 yılını öngören 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı yapmış ve plana Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi olarak üç kez dilekçe vererek itiraz etmiştik.
 
Şehrin neredeyse bütün ilgili Sivil Toplum Kuruluşları ve Kamu Kurum ve Kuruluşları da plana itiraz etmiş ancak geçen bir yıllık zaman dilimi içerisinde itirazları almak için üç defa askıya çıkmasına rağmen, yapılan itirazların ancak yüzde onu dikkate alınmıştı.
 
Yapılan plan ile Elazığ’ın bırakın 2040 yılını öngörmeyi, mevcut durumu dahi tespit edilememişti.
 
Oysa yapılan plan bir Anayasa niteliği taşıyordu ve mutlaka itirazlarımızın değerlendirilmesi gerekiyordu.
 
Konunun önemini bildiğimizden, “Çevre Şehircilik Bakanlığı 2040 Yılı Elazığ’ı Bitirme Planı” adı ile bir rapor yayınladık ve ne olduysa Elazığ’ımızın hakkını korumaya odaklı bu planın yayınlanmasından sonra oldu.
 
Bu duruma sinirlenerek muvazenesini kaybeden bir vekil, apar topar ilimize geldi ve ilk basın toplantısında sarf ettiği hakaretlerden hızını alamadı ve 59 dakika süren ikinci bir basın toplantısı düzenledi ve saldırılarını kişiselleştirmeye devam etti.
 
BİRİNCİ VEKİL
 
Bu vekilimiz, Hazar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanlığını yürütmem hasebi ile hedef tahtasına bendenizi oturtturdu ve başladı ateş etmeye.
“Bu arkadaşımız akademik kimliğinin arkasına sığınarak, bu şehrin müktesebatına, geleceğine, motivasyonuna zarar verecek şekilde açıklamalarla siyaseten sonuç alma adına hesaplar içindeyse o konuda yapması gereken şey, akademik kimliğini bir tarafa bırakacak ve siyaset yapmayla ilgili talebi varsa gelecek siyaset yapacak. Bu yüreklilik isteyen bir şey. Siyaset zemininde de yapması gereken şey, neyse düşünceleri o konuda tavrını açık olarak ortaya koyacak ve yapacak. Bunu yapması lazım.
Ama maalesef bu olmadığı gibi, bazı açıklamaları devam ediyor. 2040 yılı Elazığ’ı bitirme planı gibi bir ifade asla doğru olmadığı gibi, bu bir iftiradır. Bu ifade düzgün siyaset yapan insanların söyleyeceği bir şey değildir. Vahamet arz eden bir ifadedir. Akademik formasyona sığmaz.
Bu arkadaşımız akademisyen kimliğinin arkasından farklı çağırışımlar yaparak Elazığlı vatandaşlarımızın aklını karıştırmaktan başka bir şey yapmıyor.
Peki bu kafa yapısında olan bu arkadaşlara kim dur diyecek. Bu şehre yürek vermiş insanların çok sert bir şekilde tepki vereceklerine yürekten inanıyorum”diyerek de hedef göstermeye devam etmişti.
Ve daha ne yalan yanlış ve kamuoyu oluşturma adına ne kadar kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bu hakaretleri tam 59 dakika sürmüştü.
Sürekli Fırat Üniversitesi rektörünün dikkatini çekecek beyanlarda bulunmuş, medya üzerinden rektörü göreve çağırmış ve işi kökünden halletmeye kalkışmıştı.
Şehrimizde şu kanaat yıllardır güncelliğini korumaktadır: “Üniversite öğretim üyeleri şehrin problemleri ile ilgilenmez, kampusun dışına çıkmaz, insanlarımız ile ilgilenmez, alışverişini yapmak amacı ile sadece dışarı çıkar ve tekrar kampus içerisine girer.”
Bu kanaatin yanlışlığını tartışmıyorum.
Ama tezada bakın ki; bir Öğretim üyesi kampus dışına çıkmış ve bir Sivil Toplum Kuruluşu kurarak şehir için mücadele veriyor diye, sayın vekil kendini kaybetmiş ve bir saat süren basın toplantısı ile öğretim üyesini kampusa girmeye zorlamıştı.
Üstelik de buna “kim dur diyecek” diyerek de feryatlar ederek.
Demek ki bir an için toplumsal konularda akademisyenlerin topluma yol göstermek gibi önemli bir görevinin olduğunu unutmuş olmalı sayın hukukçu vekil.
 
İKİNCİ VEKİL
 
Birinci vekilin canhıraş saldırılarından birkaç hafta sonra, bir televizyon programında ikinci vekile de 2040 Yılı Elazığ’ı Bitirme Planı ile ilgili görüşü soruluyor ve vekilimiz, hukukçu vekilin kameralar karşısında yalanladığı bütün konuları tek tek izah ediyor ve Çevre Bakanlığının haksızlık yaptığını kabul ettiğini söylüyor. Bir nevi, vekil vekile cevap vermiş oluyor.
Şöyle diyordu;
 
“Şimdi orada bazı noktalar var. Diyelim Malatya’da Tohama, Ozan, Kozluk işte Ekenek belirtilmiş, Elazığ’da belirtilmemiş. Konuştuk. Ordaki şey diyor ki; Malatya’da ısrarla diyor, Valiliğin, işte diyelim belli kuruluşların, Belediyenin talebi oldu işte bu planda geçmesi turizm açısından. E diyor bunu aldık, dedik ki yani eğer plan Anayasadır. Çevre Bakanlığının planı biyerde. E dolayısıyla Anayasada detaya girilmez. Eğer detaya bir il ile ilgili giriyorsanız, arkadaşlarımızla birlikteydik, başından sonuna kadar biraz da konum olduğu için, çatır çatır orda gerekeni söyledik. Burada ifade etmek istemiyorum. Dedik o zaman Elazığ ile ilgili de alacaksınız. İşte Elazığ ile ilgili ne var, Harput. E Harput’un zaten özel plan hazırlanıyor şu anda. Turizm bölgesi ilan edildikten sonra özel plan hazırlanıyor, o bir.
 
İkincisi diyelim ki Palu Kalesi, Hazar Gölü, Sivrice Kayak Merkezi, Çırçır, dedik ki bunları da ismen zikredelim. Madem Malatya’yı zikretmişsek yani orayla bir rekabet olsun diye değil de, ya hiç zikretmiyecez, ya zikrediyorsak bunları da zikredelim. Haklısınız dediler, plana bunları işleyelim.
İşte diyelim diğer konu nüfus. Nüfus bizim daha önce imar planımız eski olduğu için, ordaki projeksiyona göre planda yer almış, (sunucu soruyor: peki o plana o bahsettiğini özel konular işlenecek mi?) şimdi yeni gelişmeler, mesela Şahinkaya bölgesi var, burada detaya girmek istemiyorum, biraz da şey olur, doğru olmaz, orda konuştuğumuz, bazı konularda çevre müdürlüğümüz ilgili arkadaşlar bir çalışma yaptıktan sonra, nüfusta şu şekilde değişikliğe gidilmesi lazım diye itirazda bulunacaklar. Askı süresi devam ediyor. O konuda da bir değişikliğe gidilecek.
 
Bir diğer konu işte diyelim ki kuzey çevre yolu, onu ifade ettik. Bir diğer konu da diyor Üniversite konusu. Bu konuda da diyor İnönü Üniversitesinin Malatya’nın çok ciddi bir talebi oldu, takibi oldu, ısrarlı talepleri oldu. İşte diyelim bahsedilen Üniversitenin kurulması için (bahsedilen Üniversite, bizim şiddetle karşı çıktığımız, diğer vekilin bizi cehaletle suçladığı ve literatürde ilk defa duyulan “Bölge Üniversitesi” kurulması ile ilgili uzun uzun anlatılan üniversite). Ama diyor Elazığ’dan bu konuda böyle bir talep gelmediği için, işlemedik. Elazığ’dan böyle bir talep gelmesi durumunda, Elazığ’ın şartlarına tarihine uygun bir talep geldiği takdirde işleriz diyor. Yani o şeyi de ben bu turizm noktalarını belirttik ya ismen, ya belirtmeyeceksiniz üniversiteyi, veyahut da talepler doğrultusunda illere, ilerdeki gelişmesi dikkate alınarak bunları işlemeniz lazım dedik. Haklısınız dediler o konuda.
 
Bi de ürünler diyelim. Mesela Malatya kayısısı. Bu kayısı Malatya’ya ait değil ama, demin de bahsettik ilk bölümde. Baskil’de de üretiliyor. Ha Elazığ’da da hem kayısı var, hem çilek var, üzüm var çeşitli ürünleri orada ifade edilsin dedik. Ona da tamam dediler.
Bi OSB’ler var, Organize Sanayi. Biz OSB Başkanıyla da Gümrük Müdürlüğünü açarken görüştük. 6.sı ile ilgili hazırlık yapılıyor. Öyle planda belirtilip belirtilmesinin çok önemi yok (bu konunun üzerine gidilmeli ve 6. OSB’ni altısı da bu plandaki yerini almalı. Bu sıradan bir plan değil, önemli bir plan olduğu unutulmamalı)
 
İki vekilin, bir konu ile ilgili farklı bakışları bunlar.
 
Birisi can havli ile basının karşısına geçmiş yapılan yanlışları savunup konuyu dikkatlere sunanları yerden yere vururken, İkinci Vekilimiz konuları tek tek irdelemiş ve Bakanlığa giderek hesabını sormuş.
Kendisine Elazığ adına çok teşekkür ediyoruz.
Ne demeli şimdi.
Hangi vekil milleti temsil ediyor sizce?
Gerçeği atlamadan, bu planın önemini bir kez daha ifade etmeliyim.
Geleceğimiz planlanırken, yapılan haksızlıklar karşısında susmaya ve kenara çıkmaya zorlayan bir zihniyet ile bir yere varamayız.
Kimseye saldırmadan, şehrin menfaatleri doğrultusunda, hepimizin geleceği adına herkes üstüne düşeni yapmak zorundadır.
Mevzubahis Elazığ ise, gerisi teferruattır.
Yani izleri birbirine karıştırmaya gerek yoktur…
 
HAZAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ BAŞKANI