EL-AZİZ MUHABBETİNE KİM SIĞINDI?

EL-AZİZ MUHABBETİNE KİM SIĞINDI?

Akil Adamlar Elazığ’a geldiler.

Toplantının sabahki bölümünün birinci kısmına ben de katıldım.

Toplantının ikinci kısmının sonunda moderatör Mehmet Uçum "İsterseniz Elazığ’ın adının El-Aziz olarak değiştirilmesine ilişkin öneriyi rapora da geçebiliriz. İstiyor musunuz?" diye sorunca, salondakiler Uçum`u alkışlamışlar.

Uçum da; "Bundan sonra Elazığ’a, El-Aziz diyeceğim" demiş.

Akşamki toplantıda da aynı konuyu devam ettirmiş Akilli Adam.

“Sabahki toplantıda sorduk, siz bu ilin adını El-aziz olmasını istiyormuşsunuz. Biz de bunu sorduk salondakilere. Eğer böyle istiyorsanız biz bunu rapora yazacağız. Aynı soruyu burada yine soruyorum. Elazığ adının El-aziz olmasını istiyor musunuz?” diye tekrar sormuş Uçum.

“Tabi ki istiyoruz, tabi istiyoruz” sesleri arasında alkışlar duyulmuş ve konuşmacı tekrar devam etmiş;

“O zaman bu konu rapora da girecek”

E tabi İçimizdeki yalakalar sınır tanımıyor.

            “Elazığ ismini El-aziz olarak değiştirmeyi önerirsen, taban tutabilir” diye birileri akillere akıl verdiyse, işte buna sınırları zorlamak denir.

            Eğer ipin üzerindeki cambaz gösterildiyse, tartışılacak güzel bir konu bırakıldı geriye.

            Oysa “Akil Adamlar” süreci anlatmaya gelmişti.

            Ama hangisi konuştuysa, “bölünme artık olmayacak” dedi. “Bu yüzyılda bölünmeyi düşünenler art niyetlidir, barış sürecine balta vurmak istemektedir, anaların gözyaşlarının akmasından nemalanmaktadır” dedi.

            Değişen ve bölünen Ortadoğu coğrafyasına aldırmadan, Irak Kürt yönetimini görmemizi kaldıramadan barış havariliği yapıp gittiler.

            “Çevre ile ekonomik işbirliği, kültürel beraberlik, sosyal birlektelik ve siyasal birlikten korkmayın, bu bölünme değildir” dedilerse de, kafalarımızda yüzlerce soru işarati daha oluşmasına engel olamadılar.

Çünkü bu dört unsurun oluşması, “fiili olarak bölünmek” olduğunu bilmeyenlerin aklından zoru olmalı.

            “Sadece susun ve sürece destek verin” dediler. “Aksini düşünmek hainliktir” demeyi de ihmal etmediler.

            “Sayın Abdullah Öcalan ile ilgili tanımlamalarınızda dikkatli olun. Sayın demek sizden hiçbir şey eksiltmez. Farklı tanımlamalara girenler sürdürülebilir çözüm ve barış sürecine sekte vurmak isteyenlerdir” tembihleri de alkışlar arasında dinlendi Belediye Kültür Merkezinde Akiller.

            STK bilgilendirme toplantısında, “Belirsizlik Sürecinde Akillere Takılan 100 Soru” adı ile bir rapor sunduk akillere ve toplantıya katılan STK temsilcilerine.

Şöyle başladı raporumuz:

“Türk milletinin karşı karşıya olduğu tehditleri zaman, zemin ve zihin ölçeğinde iyi analiz etme ve yorumlama zorunluluğumuz bulunmaktadır.

Türkiye’nin iç burkan ve kaygıları kabından taşıran hadiseler yumağının hem arka, hem de ön yüzünü çift taraflı olarak iyi kavramak ve derinlemesine analiz etmek lazımdır.

Kaldı ki, içinden geçtiğimiz süreçte muhatap olduğumuz hiçbir mesele rastgele zuhur etmiş veya anlık gelişmelerin neticesinde meydana gelmiş değildir.

Maalesef Türk milleti ardı arkası kesilmeyen zalim senaryoların, bitmek tükenmek bilmeyen ayak oyunlarının her devirde hedefinde yer almış ve son gelişmeler de akıllarda yüzlerce soru, yüzlerce tereddüt, yüzlerce belirsizlik bırakmıştır.”

Süreçte akıllarda tereddütler oluşturan 100 soru ile devam eden raporumuzu şu şekilde sonlandırdık:

“Anadolu, tesadüfen vatan olmuş bir coğrafyanın adı değildir. Milyonlarca aziz millet evladının yüzyıllarca yurt tutması ile oluşmuş muazzam bir doğuşun ve doğruluşun bizatihi kendisidir.

Türkiye Cumhuriyeti, lütuf ile kurulmuş bir sömürge artığı değildir. Dönemin emperyalist devletlerine karşı verilmiş bir kutlu savaşın, dökülen kanların, verilen canların mübarek bir eseridir ve böyle de kalmaya devam edecektir.

Türk milleti, tesadüfen zuhur etmiş, alt kimliklerin ortaklığı ve ittifakı değildir. Binlerce yılda kardeşlik ve kucaklaşma ile oluşan, milli kültürün, milli kimliğin ve milli şuurun tecelli ettiği ve yükseldiği muhteşem bir terkibin tanımıdır, ifadesidir.

Bu şekilde devamlılığını sağlamaya da; küresel planlara rağmen Allah’ın izniyle devam edecektir.”

Raporu katılımcılara dağıttık ve toplantıdan ayrıldık.

El-Aziz ismi sonrasında gündeme gelmiş.

Bu konuyu tartışmanın yeri mi zamanı mı bilmiyorum.

Bu ne demek, niye ilgisiz bir zamanda gündeme geldi?

Bu şu demek; akil adamlar gittikleri illerde ve ilçelerde şehirlerin ve beldelerin ismini değiştirecekler ve halkın isteği adı altında bir sonraki sürece kapı açacaklar.

Botan, Amed, Dersim isimleri ve diğer yerel isimler gündeme gelmiş olacak.

Zaten hatırlarsanız, benzer tartışma Norşin muhabbetinde de yaşanmıştı.

Oluşturulacak Yeni Anayasa içerisine, kafalardan ne geçiyorsa, süreç için ne lazımsa koymak için inanılmaz çalışmalar yapılıyor.

Olan da sevgili Elazığ’ımıza oluyor. Bir tarafta sevgili Elazığ, diğer tarafta “bölünme korkusundan kurtulun” diye fısıldayan dayatmacı zihniyetin zafer çığlığı arasına karışmış Allahın doksan dokuz isminden birisi olan El- Aziz.

Söylesen tesiri yok, sussan gönül razı değil.

Ama alkışlayanların heyecanı, akıllara durgunluk veriyor ve Akiller de bu süreçte zafer kazanmış komutan edası ile terk ediyor topraklarımızı.

Bir daha geldiklerinde, “Yeni Türkiye” hayalleri “Yeni Şehir El-Aziz” kıvamına gelmiş olacak.

Bütün Türkiye’yi aynı kıvamda yakacaklar.

Aksini düşünenler de hain olacak.

HAZAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ BAŞKANI