TC KALKMALI DİYENLER ASLINDA NE DEDİ

TC KALKMALI DİYENLER ASLINDA NE DEDİ

Bilindiği gibi, Sağlık Bakanlığı’na yeni teşkilat yasası ile yeni düzenlemeler getirildi.

Sağlık Bakanlığına bağlı olan üç hizmet kolunun beş farklı kuruma devredilmesi, T.C. tartışmalarının temel argümanını oluşturduğunu söylemek yerinde bir tespit olacaktır.

Şöyle ki; Türkiye Kamu Hastane Birlikleri Kurumu ve Halk Sağlığı Kurumu kurulmuş ve Kamu Hastaneler Birliğine özerk bir yapı getirilmişti. Bu yapı ile ilimizde de Bölge Hastanesi, Şehir Hastanesi tartışmaları başlamış ve kurumsal yapının özü ve getirilmek istenen yeni düzenlemeler gözden kaçırılmıştı.

Bu yapılanma ile Devlet Hastaneleri tarih olacak, bütün hastaneler tek çatı altında özerk bir yapı içerisinde toplanacaktı. Zaten kanunun özüne dikkat edilecek olunursa, Sağlık Bakanlığı mal sahibi rolünde ve Kamu Hastane birliği Genel Sekreteri tepe yönetici ve diğer yöneticiler özel hastaneler gibi sözleşmeli statüde organize edilmişti. Bugün gelinen noktada yapılanma tamamlanmış oldu ve bu hastaneler satışa hazır halde beklemekteler. Kendi bütçe ve öz kaynakları ile dönecek duruma getirilecekler ve yöneticilerden başlayan özelleştirme, zaman içerisinde bütünü kapsamış olacak.

Kamu Hastane Birliklerinin kurulması ile birlikte, sağlıkta özelleştirme projesine ilk adım da böylece atılmış oldu.

İkinci kuruluş olan ve bugün T.C. tartışmalarının odağında yer alan kurum ise Halk Sağlığı Kurumu.

Birinci basamak sağlık hizmeti veren bu kurumun gelecek planlanmasında, Yerel Yönetimlere devri düşünülüyor.

Bu düşünce sistematiği içerisinde olaya bakıldığında, elbette ki başında “T.C.” yazılı tabelalara yer olmadığı görülecektir.

Yapılmak istenen bu.

Yerel Yönetimler Çalışma Komisyonu kurulmuş, Yerel Yönetimiler ile ilgili gelecek projeksiyonları tartışılmıştı.

Gazetelerin yazdığına göre; “asıl olan yerel yönetimlerdir, ikincil olan merkezi yönetimdir” görüşü, komisyonun yönetim sistemimize bakış açısını özetler niteliktedir.

Bu durumda devlet bazı kamu hizmetlerini yerel yönetimlere devredecek ve uygulama denetçisi görevi üstlenmiş olacaktır.

Bu görüş, yüksek ihtimal ile yeni Anayasa oluşturulurken de tartışmaya gerek bile duyulmadan kabul edilecek ve yeni yönetim biçimimiz böylelikle belirlenmiş olacaktır.

İller artık belediye başkanları ile tanımlanacak ve Valiler de seçim ile iş başına getirilecek ve merkezi idarenin temsilcisi olarak görev yapacaktır.

Büyükşehir kavramı, il kavramı ya da ilçe kavramı üzerindeki hararetli tartışmalar bu ve benzer gelecek endişesi üzerinden yapılmaktadır.

Elazığ’ımızın Büyükşehir statüsüne alınmamış olmasına ilkesel olarak karşı olsak bile, uygulama esası açısından baktığımızı ve mutlaka Büyükşehir olmamız gerektiğini yaptığımız “Büyükşehir Elazığ için 100 bin mektup Kampanyası” ile ifade etmeye çalışmıştık. Ne yazık ki bazı üst düzey yöneticiler geleceği okuyamamış ve ilimizin bu yarış dışında kalmasına seyirci kalmışlardı. Hatta bu duruma “emlak vergilerindeki zamdan kurtulmuş olmak” gibi basit düşüncelere sığınarak sevinmiş, halkımızı yanıltmışlardı.

Ne yapalım, demek ki bizim kaderimiz bu…

Yeni düzenleme ile vergi belirleme yetkisi de dahil olmak üzere, eğitim, kültür, turizm ve bayındırlık gibi konularda geniş yetki ile donatılacak olan Yerel Yönetimlere, “Sağlık Sektörü Birinci Basamak Sağlık Hizmeti sunması” görevi de verilmiş olacak.

T.C. tanımlaması bu projeksiyon ile bağdaşmadığından, diğer birçok alanda olduğu gibi bu konuda da alt yapı çalışması hazırlanmış ve T.C. ibaresinin kaldırılmasına başlanmıştı.

Şimdilik durdurulan bu tartışma, Başkanlık sistemi tartışmalarının arkasından tekrar ülke gündemine gelecektir.

Yerel Yönetimler Çalışma Komisyonu kararlarından anlaşıldığı kadarı ile temsil yetkisinin “Belediye Başkanı” ve “Yerel Meclis” aracılığı ile sağlanması planlanmaktadır.

Devlet denetleme yetkisini kullanmaya devam edecek, bir başka ile gitmek isteyen öğretmen ve doktor gibi memurlar “Bonservis” uygulaması ile gönderilecek veya sözleşmesi sona erdirilecek. Alınan kararlardan birisi bu.
Diğer kararlardan bazılarına dikkatli bakıldığında “Bakanların görevden alma yetkisi kaldırılacak, yerel yetkilerde kısıtlamalara müsaade edilmeyecek, merkezi bütçeden alınan payların yüzdelik dilimleri arttırılacak, İç İşleri Bakanlığının iç güvenlik ile ilgili görevlerinde yerel yönetimlerin yetkisi arttırılacak” önermeleri çerçevesinde bir anayasa ve rejim değişikliğinin düşünüldüğü anlaşılmaktadır.

Gelecek planlamasına rağmen Sağlık Bakanının T.C. konusundaki geri adımı, sosyal medya üzerinden tepki gösteren duyarlı vatandaşlarımızı ziyadesi ile memnun etmiştir.

Ancak şu bir gerçek ki, günü geldiğinde, planlandığı gibi olacak ve biz istesek de istemesek de T.C. ibaresini kaldırıp, Halk Sağlığını yerel yönetimlere devredecekler.

Biz de o gün kendimizi kandıracağız ve “T.C. ibaresini gönlümüzden de kaldıramazsınız ya!” diyeceğiz.

Sesimiz kısık, yüzümüz asık olacak ama en azından ruhumuz asil olmaya devam edecek.

HAZAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ BAŞKANI